6 Ekim 2007 Cumartesi

Alevilik Nedir ??

İLİ:TOKAT
ilçesi:TURHAL
KÖY MUHTARI: NACİ KILINÇ
TELEFON: 0356 288 11 66
DEMOGRRAFİK BİLGİLER:
NÜFUSU: 2000-315
1997-267
İLE UZAKLIĞI: 71 KM
İLÇEYE UZAKLIĞI: 27 KM
www.ormanozukoyu.org

www.ormanozukoyu.net

www.ormanozukoyu.com

ORMANÖZÜ (OVACIK) KÖYÜ

Köye yerleşim tarihi 1750 yılıdır. Ormanözü Köyü'nün ilk gelenleri İran ve Doğu Kökenlidir ve zaten çağrışımları da o yöndedir. 1514 Çaldıran Savaşı sonrası Şah İsmail yenilir, Yavuz Selim'in ağır baskılarından kaçan insanlar kendilerine sığınacak yer ararlar. Darbazoğul ve Ateşalioğlu kaçıp Tunceli'ye İmamoğlu ve Uzunoğlu Sivas Yıldızeli Alayurt Köyüne yerleşir. Karakürtler, Karsa, İnceoğlu Erzurum'a yerleşir. 1 asır kadar sonra Darbazoğlu ve Ateşoğlu bugünkü adı Bekirgil olan, Tunceli'den Sivas Yıldızeli Uzamış Köyüne gelirler. 1 asır kadar da burada kalıp, buradan 4 kabile Turhal'ın Hamidiye Köyüne yerleşirler. Kısa süre burada kalırlar, tahminen 1750 yıllarında ilk önce Darbazoğlu ve Bekirgil arkasından Ateşoğlu Köye yerleşirler. Arkasından devamı gelir; Uzunalioğlu, İmamoğlu, Karakürtlar, Hıdırlar, İnceoğlu, Hasogil devamı gelir. Köyümüzün Anılan Belli Başlı Sülaleri : 1- İmamgil 14- Hıdırgil 2- Darbazgil 15- Zefilgil 3- İnceoğlugil 16- Hamogil 4- Karakürtlar 17- Aliustagil 5- Hasogil 18- Hebipgil 6- Ateşaligil 19- Martincigil 7- Uzunaligil 20- Ücüfgil 8- Evsanagil 21- Çolakgil 9- Karaaligil 22- Palazgil 10- Çuvalgil 23- Murtazagil 11- Câlegil 12- Pinecigil 13- Karaoğlangil Kaynak: Tokat İl Kültür Araştırma Müdürlüğü Tarih: 1946 Araştıran : Öğretmen Hüseyin GÖYNÜ

BULUNDUĞU YER:

Tokat ilinin batısında Turhal ilçesinin kuzeyinde Tokat'a 75, Turhal'a 22, Amasya'ya 55 ve Zile'ye 23 km. uzaklıkta ulaşım minübüs, traktör ve Kızoğlu tren istasyonuna kadar trenle. 1300 rakımlı Ulutepe tepesi kuzeyinde Ulutepe kasabası, Sarıkaya köyü, Hasanlı köyü, Eriklitekke köyü, Karacavuş (Kayı) köyüne komşu Amasya Turhal Zile merkezin yer aldığı üçgende yer alan Karadeniz iklimine yakın ulaşım imkanları iyi olup ilçeye kadar asfalttır. TARİH: Köy Hititler, Romalılar, Bizans ve Firigyalıların yaşamış oldukları şimdiki kilise önü dediğimiz yeri seçmişlerdir. Burada tarihi kalıntılara, mezar yerlerine, küplere raslanmaktadır. İlk yerleşimi 200 yıl öncesine dayanan köyümüze Alayurt, Alan ve Sivas'tan gelen sülaleler vardır. Köyün eski adı ovacıktır. Köyün yine eski geçim kaynakları demircilik, taş işçiliği, hayvancılık,çiftcilik ve değirmencilik yer almıştır.

KÜLTÜR :

Köyümüze okul 1943 yılında yapılmış olup okul yapılmadan önce öğretim köy odalarında yapılmakta imiş. Köyümüzün ilk eğitmeni Hasan, Hüseyin Göynü olup bir çok öğrenci yetiştirmiştir. Köyümüzde okuma yazma oranı %95 civarındadır.
GELENEKSEL KADIN GİYİMİ:
İç göyneyi-işlik-üstüme-"saya" yada üç peş denen yandan yırtmaşlı entareler giyilir.Entarenin önüne uçları bele sarılır ve kuşağa sokulur.Belbagı ve kuşaklar püskülle örtülür ,önlük yün dokuma üzerçeşitli füğürlerin işlendiği ünlük bağlanır.saçlara saçipidenilen çeşitli boncuklarla işlenmiş catkı takılr,başa fes olarak bilinen fesin ceşitli altın ve turalarla işlenmiş fes takılır yazma ,örtü baglanır.

YEMEKLERİMİZ

Tevek dolması,gatıhlıaş ,topulluhelle, çatalaşı, haşıl, keşgah, bulguraşı, erikliaş, gendimeaşı, cırıhtı, kesmeaşı, madımak, yemlik, bat, kısır, gömbe, sacarası, gatmer, kadayıflı, burmalı, işgeve, hetil, hamşur.

İSTANBUL'DAKİ ORMANÖZÜ

1960 ların başından itibarenbaşlayan köyden kente göç olayı ile birlikte ve 1980 Ekonomik politikaların acmış oldugu geçim sıkıntısı sonucu istanbul un çeşitli yerlerine yerleşmişlerdir.Akatlar,Karanfilköy, R.Hisarı, Kavacık, Ümraniye, Alemdağ, Cayırova, Yenibosna, Kumburgaz, Silivri, Füruzköy, Haramidere, Çatalca, Alibeyköy, gibi semtlere yerleşmişlerdir.köylülerimiz sevecen misafirperver sıcak kanlı gelenek ve göreneklerine baglı yardım sever insanlardan oluşmaktadır.

KÖYÜMÜZDEKİ SÜLLALELER

Uzunaliogulları, Karaaligil, Darbazgil, Çuvalğil, İmmamgil, Hasoggil, Martincigil, Evsanagil, Zefilgikl, Palazgil, Colakgil, Pinecigil, İnceoglugil, Aliustagil, Karakürtler, Bekirgil ve aklımıza gelemeyenler bir çoğu....

KÖYÜMÜZDEKİ MEKANLAR

Dereyayla, Ortayayla, Kasımınöyek, Piroğlu, Karapınar önü, Sarılık, Yazı, Almalıeşme, Çöppamuğu, Soğukpınar, Kiliseyini, Dümbelek, Alışlıboyun, Kuzkaya, Karaahmetli, Isıtma, Yerardı, Harmankaşı, Bağlarca, Boğaz, Harmanlar, Gıran, Bulgurpınarı, Katmerkaya, Paralı, Çamlık, Kurtini, Söğütlü, Tuzla, Buğruabdal, Kaynarca, Çadıryeri, Çatındere, Bozburun, Bozkuş, ve benzeri gibi birçok mekan bulunmaktadır köyümüzde.

**************************************************************************

Alevilik Nedir ??
Allah, Muhammed, Ali kutsallığını kalbinde taşıyan , Hz. Ali’ nin adaletinden ayrılmayan temelinde insan sevgisi bulunan her dine , mezhebe ser inanca saygı duyan ve hoşgörü ile bakan, dil, din, ırk, renk , farkı gözetmeyen eline diline sahip olma ilkelerini şart koşan, gelmek isteyen, inançlı insanları çatısı altına alarak manevi susuzluklarını gideren, insanları yaşadıkları toplumda kendi istekleriyle kendi kendilerini yargılamalarını sağlayan, laik,demokrat, eşitlikçi, katılımcı, paylaşımcı düşünceyi savunan, zalime ve zulme karşı gelen, mazlumun yanında olan, şeriatın bağnaz kurallarına bağlı olmayan, ve onu reddeden, İslam dinini kendine göre ve sunni inancın dışında yorumlayan, aslı doğruluk, kemali dostluk, cevheri, merhamet, görüşü eşitlik, hazinesi bilgi, meyvesi sevgi hamuru ile yoğrulmuş, insanı Kamil ve erdemli insan yaratmayı ön gören, korkuyu aşıp sevgi ile tanrıya yönelen, Enel-Hak ile insanın özünde tanrıyı gören, yaradan ile yaradılan ikiliğinen Varlık Birliğine varan, edep ve ahlaklığı yaşamın temeline oturtan, insanı yücelten, hamurunda hem ilahiliğin hem de irfaniliğin mayası bulunan; kişinin ahlaklı ve karakterli yaşam ilkelerini belirleyen, Hz. Muhammed ve Hz. Ali’den gelen neslin imametini teberra ve tebelle ilkesi ile sahiplenen, dini biçim ve şekil olarak değil, gerçek anlamıyla algılayan, dini bağımsız bir irade gücü ve batını özelliği ile evrimleştiren akıl ve iman bütünlüğünde birleştiren ve tüm bunları Kırklar Cemi ile yürüten bir inanç sistemidir. Alevilik Aleviler için üst kavramı, Bektaşilik ve Kızılbaşlık ise alt kavramları oluşturur. Alevilikte Allahtan başka Tanrı Yoktur
Kızılbaşlık Nedir ?
Kızılbaş, Allah’ı ve Resulü uğruna kendini adamış, onların yolunda canından ve malından vazgeçmiş, bu yolda ölmek var dönmek yoktur yeminini başına sardığı kırmızı sarık ile ilan eden kişilerdir.
Bektaşilik Nedir ??
Türkiyede babagan ve dedegan kollarına bağlı Aleviler kendilerini Bektaşi olarak tanımlarlar.
4 Kapı 40 Mekan Nedir ??
Yolumuzun erkanı 4 Kapı 40 Makamdır. Bu 4 Kapı ve 40 Makam şöyledir.
4 Kapı
· Şeriat Kapısı
· Tarikat Kapısı
· Marifet Kapısı
· Sırr-ı Hakikat Kapısı
1-Şeriat Kapısının Makamları;
o İman getirmek
o İlim öğrenmek
o Namaz, oruç, zekat ve hac ve gaza eylemektir ve cenabetten arınmaktır.
o Helal istemek, kazanmak, faizi haram saymaktır.
o Nikah Kıymak
o Hayz ve Nifazın Nikahı haram eylemesi
o Arı giymek, arı yemek
o Sünnet-i Cemaat
o Şefkat
o Emri marut, yaramaz işlerden kaçınmak.
2- Tarikat Kapısı:Eğitim ve öğretim müessesesidir
o El alıp tövbe kılmak
o Mürid olmak
o Saçın gidermek ve libasını giymek (gösterişsiz kılık kıyafette bulunmak.)
o İnsanın nefsi ile mücadele etmesi
o Hizmet etmek
o Korku (hata yapmaktan, gönül kırmaktan,kötülük yapmaktan kork)
o Umut tutmak
o Hırka, (sadelik), Zembil(Hakkın yolunda giden, ulu tanrının dostluğunu arayan , kendisine tanrıtanrı sevgisinin ateşiyle yol gösterecek aydınlatıcı aramak için durmadan gezip dolaşmayı), Makas(dünya ile ilgili her türlü ihtirasın tehlikeli olabilecek her türlü düşüncenin zihinlerden sökülüp atılması), Seccade (Tanrının karşısında insan oğlunun ne kadar aciz olduğunu kavrayarak kibir hırs kendini beğenmişlik gibi duygulardan uzak durmak), İbret , Hidayettir.
o Sahib-i makam sahib-i cemiyet, (Çevresinde kendisine ve bilgisine güvenen bir topluluk oluşturabilecek bir kişi sahib-i cemiyet olacak)
o Aşk ve Şevk ( Bu makama gelmiş Hak , bu kapıda aldığı gereli bilgi birikimi ile, belli bir olgunluk düzeyine ulaştıktan sonra ve sağlam ahlak değerlerine sahip olduktan sonra yoluna yine devam ederek o kutsal amacına ulaşmak ister bunun özlemini duyar. Böyle özlemi duyan Tarikat kapısından Marifet Kapısına gelmiştir.
3- Marifet Kapısı Bu kapıda Yolun Talibi daha derin araştırmalar ve incelemeler yaparak doğruları ve Hakkı daha derinden keşfedecektir.
o Edep (Yolumuzun ahlak kurallarına aykırı hiçbir davranışta bulunmamaktır.)
o Korku ( İnsanları çirkin ve zararlı düşüncelerden koruyacak bir güç kaynağıdır.)
o Perhis/ Yetinmek ( Her türlü aşırı istek ve yönelişlerden ve her türlü aşırı düşünce ve duygulardan perhizkarlık yapması)
o Sabır / Kanaat (İnsan ancak sabır ile karşılaştığı zorlukların üstesinden gelir.)
o Utanmak (Utanma duygusunu hisetmek ve taşımak olgunlaşmanın bir çok başka önemli ve değerli ögesini oluşturur.)
o Cömertlik ( Bir insan , bir arif kişiye gerçek bir tanrı dostuna cömertlik yakışır.)
o İlim ( İnsan ancak ilim ile yolunda sağlıklı yürüzebilecektir.)
o Miskinlik (Gösterişsiz yaşamak)
o Marifet ( Kaynağını bilimden ve ulu Allaha karşı duyulan sonsuz bir sevgi , bir doyumsuz aşkve bitmez bir özlemden alan hem bilim hemde sezgi ve içe doğma yoluyla yüce tanrının zatıve kainatın oluşumuyla ilgili tüm sırları sakladığı tüm gerçekleri bilme alma halidir.)
o Kendini bilmek (Kendini bilen kişi Hakkı da görmüş olur. Ve insanı-ı Kamil olmak yolunda büyük bir adım daha atılmış olur.)
4- Hakikat Kapısı İnsan bu kapıdan geçtikten sonra Tanrı dostluğuna kavuşmak o sonsuz deryaya ulaşarak , orada eriyerek yok olan bir damla haline dönüşmenin hazzını tadar. Bundan sonra dönüp insanlığa hizmete gitme kapısıdır.
o Toprak olmak ( alçak gönüllü olmak)
o 72 Milleti ayıplamamak (Dünya insanlığının hiç birini hor görmemek ve ayıplamamaktır.)
o Elinden geleni men kılmamak (Kişisel fedakarlıklar yaparak dilek sahibinin derdine derman olmaktır.)
o Herşeyin kendisinden güven kılması (
o Tanrıya rıza göstermek
o Sohbet
o Seyir (İnsan tasavvuf felsefesine göre 3 önemli yolculuk yapar. 1- Tanrı katında bir aslı ve gerçeği olarak yaratılır ve dünyaya gelir . 2- dünyada insanlar kamil olabilme uğruna verdiği çabalar sonucunda makamına ulaşır. 3- Tanrıya seyirdir.
o Sırr (Gerçek olan tek varlık Yüce Allah’ın varlığıdır. Dolayısıyla gerçekle ilgili sırlar , Allah’a ait sırlardır.
o Münacattır. (Tanrıya ulaşma , O’na sığınmadır.)
o Müşahade (Tanrının cemalini görebilmek o erişilmez zevke erebilmek yeri , mutlak gerçeğe ulaşmaktır.)
Kırklar Cemi: Alevilerin bugün sürdürdükleri, erkanları 12 hizmetin yapıldığı ‘yol’ a CEM denir.
Hz. Ali
Alevi yolunun kurucusu, İmamların başı, Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin’in babasıdır. Tarikatta ‘Yol Ali’nin ‘ deyimi ile anılır. Hz. Muhammet ile aynı gömleğe girdiği ( bir olduğu ), bu yüzden Hz. Muhammed’le ayrı tutulmaması gerektiğine inanılır.ALLAH”IN ARSLANI İMAM HZ.ALİ
Ehl-i Beyt
Hz. Muhammed’in kızı Fatıma anamızdan gelen soydur. Bu soya giren her kişi Alevi için kutsal önderdir.
· Hz. Muhammed
· İmam Ali
· Hz. Fatma anamız
· İmam Hasan
· İmam Hüseyi

Erkan Ne Demektir ?
Sözlük anlamı olarak esaslar, direkler demektir. Alevilik erkanı denildiğinde Aleviliğin esasları , yol kuralları , kısacası yolu anlaşılır. Alevilik yolunda 7 farz 3 sünnet vardır.

3 Sünnet Nedir ?
Allah’ın birliğine inanmak,
Kalbinde adavet olmamak, kötülük etmemek,
Tarikatın emirlerini yerine getirmek
7 Farz Nedir ?
Mürebbisine düşe
Müsahib ola
Taç uruna
Sırdar ola
Yar a yar ve özü ulu ola
Beli Berk ola
Hakk’a sohbet kıla
Musahiplik Ne Demektir ?
Musahiplik yol kardeşliği demektir. Alevi inancına göre evli her Alevi kendisine denk düşebilecek başka bir evli Alevi ile dinsel bir kardeşlik tutar; bu aynı zamanda kendisinin ahiret kardeşidir. Öz kardeşlik kurallarından daha ağır kuralları olan bu yol kardeşliği Alevilikte farzdır.
GÖRGÜ NEDİR ? DÜŞKÜNLÜK NEDİR ?
Alevi yolunda her talib , yılda bir kez tüm topluluğun ve pirinin huzurunda, o yıl içerisinde yaptıklarının ve yol kurallarına uyup uymadığının hesabını verir. Burada hem dinsel hem dünya evi sorunlar , sorumluluklar söz konusudur. Eğer kişi, topluluk tarafından kabul görülmeyen hatalar, fenalıklar yapmamış ve kuralları yerine getirmişse, pirin ve orada bulunan yol erenlerinin izniyle görülmüş olur.
Komşuluk ilişkilerinde hoşnutsuz, yol kurallarına aykırılık gösteren kişiler düşkün bırakılırlar. Düşkünlük bir anlamıyla toplumun dışına çıkarmak , cemaatten atmak anlamına gelir. Cezanın büyüklüğüne göre geçici ya da sürekli düşkünlükler vardır.
ALEVİLİKTE AHLAK SİSTEMİNİN TEMELİ NEDİR?
Alevi sisteminin temeli ; eline , beline, diline hakim olmaktır. Eline demek, kendisine izinli olmazan şeylere dokunmamak; beline demek; kendi eşi dışında hiç kimseyle cinsel ilişkide bulunmamak; diline demek ; yalan söylememek demektir.
MUHARREM ORUCUNUN ANLAMI NEDİR?
Kurban Bayramı Hicri Takvim'e göre Zilhicce ayının 10. günü başlar. Kurban Bayramının 1'nci gününden başlayarak 20 gün sayılır. 20'nci günün akşamı Muharrem Orucu için niyet edilir ve oruç başlar. Muharrem Orucundan önce 3 günlük MASUM-U PAK ORUCU tutulur. Bu oruç Küfe'de şehit düşen Müslüm Bin Akıyl ile çoçukları ibrahim ve Muhammet için tutulur. Müslüm, imam Hüseyin'in amcasının oğlu ibrahim ile Muhammet ise amcasının torunlarıdır. 3 günlük Masum-u Pak ve 12 günlük Muharrem Orucu olmak üzere toplam 15 gün oruç tutulduktan sonra Muharrem Ayının 13'ncü günü kurbanları tığlanır ve AŞURE dağıtılır. Kurban imam Ali Zeynel Abidin'in Kerbela Katliamından kurtuluşundan duyulan sevinci belirtir. Muharrem Ayında eğlence yapılmaz, bıçağa ve kesici aletlere el sürülmez, düğün-nişan-sünnet törenleri yapılmaz, karı koca ilişkileri kesilir, kurban kesilmez, et yenilmez. Kerbela şehitleri'nin çektikleri susuzluğu hissetmek için su içilmez, eğlence yerlerine gidilmez, saç ve sakal traşı olunmaz.Günümüzde bunların bir bölümü uygulanamamaktadır.
Örneğin, sakal traşı olmamak gibi...Su saf olarak içilmemektedir. Vücudun su ihtiyacı yenilen yemeklerden, çay-kahve-meşrubat-meyve suyu-ayran gibi sıvı içeceklerden karşılanır.
Alevi inancı şekilciliğe takılıp kalmayı değil, özü benimser. Aklın ve ilmin yolundan ayrılmaz. Önemli olan imam Hüseyin'in ve diğer Kerbela şehitleri'nin çektikleri acıyı ve zorlukları beyninde, kalbinde ve gönlünde duymaktır. Onlar gibi düşünüp, onlar gibi yaşayıp, onlar gibi inanmaktır. Zalime karşı çıkıp, mazlumdan yana olmaktır. Eline-diline-beline sadık olup insanca ve onurluca yaşamaktır. Onlara layık olmaktır. Ölmeden önce ölmek, öldükten sonra yaşamaktır. Yaşayan ölü olmamaktır. Yarın onlar'ın huzuruna alnı açık yüzü pak çıkmaktır. Onlar'ın bıraktığı onurlu mirasa sahip çıkmaktır.
Belirlenmiş bir iftar vakti'de yoktur. Akşam olup güneş batınca, karanlık gözle görünce oruç açılır. Gece sahura kalkma uygulaması Muharrem Orucu'nda yoktur.
Oruç tutulmadan önce (yatmadan önce) şöyle niyet edilir. Niyetten sonra Muharrem Orucu başlar.
BiSMi ŞAH. ALLAH ALLAH. ERENLERiN HiKMETiNE. ER HAK MUHAMMET-ALi AŞKINA. iMAM HÜSEYiN EFENDiMiZiN SUSUZLUK ORUCU NiYETiNE. KERBELA ŞEHiTLERi'NiN TEMiZ RUHLARINA MATEM ORUCU NiYETi iLE HZ. FATMA ANAMIZIN ŞEFAATiNE. 12 iMAM, 14 MASUM-U PAK EFENDiLERiMiZiN ŞEVKiNE, 17 KEMERBESTLER HÜRMETiNE HAZIR-GAYiP GERÇEK ERENLERiN YÜCE HÜMMETLERi ÜZERiMiZDE HAZIR VE NAZIR OLA. LANET MÜNKiRE. LANET YEZiD'E. RAHMET MÜMiN'E ALLAH EYVALLAH. HÜ
SEMAH NEDİR?
Alevi inanışında büyük bir yer tutar. Sözcük anlamı; günahlardan arınmak anlamına gelir. Alevi Cemindede öyle kabul edilir.
CEM NEDİR?
Sözcük anlamı olarak, birleşme, birlik olma, bir araya gelme demektir. Alevi inancında , ibadet için cem olma, bir araya gelmeden yola çıkılarak, bütünleşme anlamında kullanılır. İbadetin yapıldığı yere cem evi denir.
Alevi inancı cemsiz düşünülemez. Bir Alevinin doğumundan ölümüne tüm yaşantısı cem ile bağlantılıdır. Yola girdiği, müsahib tuttuğu, erkan gördüğü, görüldüğü-sorulduğu yerdir. Cemin çok çeşitleri vardır. Kurban cemleri, görgü cemleri, Abdal Musa cemleri, Bayram cemleri.
KIRKLAR CEMİ
Alevi inancına göre Hz. Ali bu yolu kurduğu zaman kendine eşlik eden kadınlı erkekli 40 kişi ile birlikte ilk kez bu cemi gerçekleştirdi. O günden bu yana Alevi topluluğu bu kırkların cemini sürmektedir.
CEMDE 12 HİZMET
Müşride (Dede)
Hizmet itibari ile Hz. Muhammed, Hz. Ali ve Haci Bektasi Veliýi temsil eder. Cem Erkanı Başkanlığını yapar,ikrar alır nasip verir. Cenaze, Müsahiplik, Nikah, Sünnet, Ad takar (isim takar).
Rehber
Görev itibariyle İmam Hüseyin´i temsil eder.Yola girmek isteyenleri hazırlar, yol gösterir. Mürsidin en yakın yardımcısıdır.
Gözcü
Görev itibariyle Ebuzer Gaffari’yi temsil eder.Rehberin yardımcısıdır. Cem'in sessiz ve sakinlik içinde gecmesini sağlar.Cem’in bekcisidir.
Çerağcı (Delilci)
Görev itibariyle Cabir El Ensari’yi temsil eder.Cem evinde bulunan aydınlatma araçlarını yakar. Buhardanlıkları ve Mumları (Çerağları) hazırlar.
Zakir (Aşık)
Görev itibariyle Bilal Habeş’i temsil eder. Cem’de Tevhid, Duazde imam, Mersiye, Semah, Nevruzi'ye söyler.
Süpürgeci(Ferraş)
Görev itibariyle Selman’ı Piri pakı temsil eder. Cem evinin sürekli temizliği ile meşkul olur.
Meydancı
Görev itibariyle Hüzeyme tül Yemeni’yi temsil eder.Cem evinde Semahserleri kaldırır. Postları yerine dizer.
Niyazci
Görev itibariyle Mahmut el Ensari’yi temsil eder.Kurbanları tekbirler ve keser. Gelen Lokmaları alır ve dağılımını sağlar.
Ibrikci
Görev itibariyle Kamber Hazretlerini temsil eder.Cem de Mürşidin ve Cem erenlerinin abdest almalarını sağlar.
Kapıcı
Görev itibariyle Gülam Keysani’yi temsil eder. Cem’e gelen erenlerin evlerini gözetler
Peyikçi
Görev itibariyle Amri Ayyari’yi temsil eder. Cem olacagını tüm canlara duyurur.
Sakacı
Görev itibariyle Ammari Yaseri’yi temsil eder. Cem evinde Su, Şerbet, Saka, Süt v.b. dağılımını sağlar.
DEMOKRATİK MÜCADELEDE ALEVİLERİN TEMEL İLKELERİ
· Özgürlük ilkesi: Öğretisinde insanı kutsal varlık olarak kabul eden Alevi örgütlenmesi; kişi özgürlüğünün, inanç ve düşünce özgürlüğünün en aktif savunucusudur.
· Eşitlik ilkesi: Alevi örgütlenmesi yaşamın her alanında, gelirlerin paylaşımından öğrenime kadar, bireyin eşitliğini savunur. Hiçbir kimseye , hiçbir kuruma, hiçbir ulusa ya da inanca bu eşitliği bozucu ayrıcalıklar tanınmaz.
· Demokrasi ilkesi: Barış: ve demokrasi birbirinin ayrılmaz parcasıdır. Demokrasi için, insan hakları için, barış için mücadele etmek ve Aleviler arasında bu düşüncelerin yayılmasına çalışmak en başta gelen görevimizdir.
· Barış ilkesi: Yurtdaşlarımız arasında yayılmak istenen savaş, şiddet, nefret duyguları yerine sevgiyi ,dayanışmayı, dostluğu egemen kılmak için çalışmalıyız.
· Laiklik ilkesi: Alevi örgütlenmesi, devlet idaresinde laiklik ilkesini, varoluş mücadelesinin temel taşlarından biri olarak görür. · Emeğin üstünlüğünü savunma ilkesi: Aleviler emeğin üstünlüğüne inanır , emek verilmiş bütün çalışmalara emekçilere saygı duyar.
· Bağımsız örgütlenme ilkesi: Hz. Ali’nin ‘haksızlık karşısında eğer susuyorsanız, yalnız hakkınızdan değil, aynı zamanda şerefinizden de olursunsuz’ ilkesi bizim ilkesidir. Alevi örgütlenmesi mazlumun yanında, zalimin karşısında her zaman taraftır.
HIDIRELLEZ NE DEMEKTİR?
Anadoluda oluşan Hızır kültürünün kaynağı Hızır (Hıdır) Peygambere dayanır. Hızır Arapça Al-Hazır, Al-Hızır (Yeşillik) anlamında bir sıfat olmakla beraber; bir Peygamber, Nebi, Veli yada bir ulu kişi olarak anılır. Genellikle ismi İLYAS peygamberle beraber söylenir. Buda Hızır-İlyas zamanla “Hızır-Ellez” veya “Hıdrellez” şeklinde yerleşmiştir.
Hızır inanışının önce Mezopotamya da ortaya çıktığı, buradan Yahudi geleneklerine ve inancına girdiği, oradan da gerek Hıristiyan gerekse Müslüman inancına geçerek önemli oranda yayıldığı görülmektedir.
Hızır’ın temel özelliği, Abı Hayat’ı (Bengi su) içerek ölmezlik mertebesine ulaşmasında yatar. İnsanoğlunun ölüm karşısındaki çaresizliğinin ve arayışının bir sembolü olan Hızır, orta doğu mitolojisinin temel unsurlarından biridir. İnanç alanında oluşturduğu bu olgu halk arasında çok canlı ve güçlü tutulmakta. Kendisine tanrı tarafından batın bilgisi (Ledün ilmi, Hakikat ilmi, gerçek ilim) verilerek Hz. Musa’yı eğitmekle görevlendirilmiş, Tasavvuf ehli tarafından “gerçek bilgiye” sahip olmuş “Yetkin insanın (insan-ı kamilin) simgesi sayılmıştır. Halk arasında ise dar zamanlarda imdada yetiştiğine inanılan bir peygamber, eren olarak kabul edilmiştir.
Söylenceye göre: Hızır Aleyhisselam, İlyas Aleyhisselam ve İskender-i Zülkarneyn birlikte Abı Hayat-ı aramaya çıkmışlar. Bir süre sonra karanlıklar ülkesine dalmışlar. Hızır ve İlyas ölmezlik suyunun kaynağını bulup içmişler fakat İskender’e söylememişler.
İslam Sufi’leri içerisinde Hızır genellikle “Veli” sayılmıştır. Hızır Mutasavvuflar arasında “Mürşit” pozisyonundadır. Yani insanları aydınlatan biri sayılır. Hızır’ın içtiği Abı Hayat ise tasavvufta “bilgi, irfan, feyiz, neşe, aşk, vuslat, söz ve şiir” anlamına gelecek biçimde kullanılmıştır.
Halk arasında inanışa göre ise; Hızır her konuda her şeyi bilen birisidir ve yeryüzünde tanrının bir nevi vekilidir. Hızır ve İlyas sağdır. Yaşamaktadır. Hızır karada, İlyas denizde yardıma muhtaç olanlara, zor durumda kalmış olanlara yardım ederler. İmdat isteyenlerin imdadına yetişirler. Hızır ve İlyas yılda bir kez (6 Mayıs hıdrellez gününün gecesi) bir gül ağacının dibinde buluşurlar.
Hızır ve İlyas inancı Alevi düşüncesine ve inancına en yoğun biçimde girmiştir. Öyle ki Hızır’ın adına atfedilen “Hızır Orucu” tutulur ve dördüncü gün bayramlaşılır. Hızır orucunun son gününde özellikle cem ayinleri yapılır. O gece bir bezin veya tepsinin üzerine un konulur ve Hızır’ın gelip bu una dokunarak bir işaret bırakması beklenir. Çünkü Hızır’ın uğradığı eve bereket, sağlık ve düzen gelir. Böyle inanılır. Eğer sabah kalkıldığında un üzerinde bir iz veya işaret görülürse o undan kömbe yapılır (Halk arasında buna niyaz yada lokma denir.) ve çevreye dağıtılır. Kömbeyi istisnasız her ve yapar ve dağıtır. Buna “Hızır Lokması” denilir. Hızır’ın un üzerine iz ve işaret bırakarak onurlandırdığı ev sahipleri gücü yetiyorsa mutlaka kurban keser ve çevreye dağıtırlar.
İnanışa göre Nuh peygamberin gemisi fırtınaya tutulmuş, halk feryat edip “Yetiş ya Hızır; bizi kurtar!” diyerek dua etmişler. Duaları Allah tarafından kabul olunarak, fırtına dinmiş. İşte o zaman yüce Allah’a ‘üç gün oruç’ adamışlar. Bu oruç o günden bu güne kadar aynı inançla tutulmaktadır.
Hızır orucu, eski takvim (rumi) aylar hesabına göre 31 Ocak ile 2 Şubat arasında (3 gün) tutulurdu. Ancak, bu ayları şimdi kullandığımız miladi takvime çevirirsek, 13-14-15 Şubat günlerine gelmektedir. Oruç bu günlerde tutulur.
BİZ HANGİ ALEVİLİKLİK ÖĞRETİSİ TALİBİYİZ?
Ormanözü Köyü İnsanları Hubuyar Sultan Ocağı Talibidir çoğunluğu ve bu erkan ile hizmetlerini etmektedirler.
HUBUYAR SULTAN OCAĞI VE HUBUYAR SULTAN DEDE HAKKINDA BİLGİ
Hubyar Ocağı 1500 lü yıllarda kurulmasına karşılık oldukça kalabalık bir kitleye sahiptir. Bu Ocağın kuruluşu ve geçirdiği evreler ile ilgili evrak ve dökümanlar tarafımdan toplanmakta ve derlenmektedir. Bunların sonuçlanmasıyla birlikte bu belgeler bilim çevrelerinin incelemesine sunulacaktır.
Yörede anlatılan rivayetlerde ise, Hubyar Sultan’ın Horasan pirlerinden olduğu ve Hacı Bektaş Veli ile Anadolu’ya geldiği, ilk önce Antalya civarlarında konakladığı daha sonra ise Tokat Erkilet köyüne yerleştiği yönündedir.
Hubyar Dedelerinin diğer bir anlatımı ise Hubyar Sultan’ ın Hoca Ahmet Yesevi olduğu yönündedir. Tabi buradaki anlatım gerçeği yansıtmasa ise de bu söylemin Hubyarlılar tarafından Hubyar Sultan ile Hoca Ahmet Yesevi arasında bir bağın kurulması gerçeğidir.
Celali isyanlarını bastırmak için yapılan katliamlar ve bu katliamlardan kaçan Kızılbaş Alevilerin Anadolu da bulunan yüksek dağların eteklerine sığındıkları herkesin malumudur. İşte Hubyar da bu dönemde yani Celali isyanları sonrasında Tokat - Sivas yöresinin en yüksek dağı olan Tekeli dağı eteklerine Ailesiyle beraber çıkmış ve orada yaşayarak orada hakka yürümüştür.
Türbesi Adını taşıyan Tokat- Almus - Hubyar köyündedir. Hubyar Dervişin Köyündeki türbesine her yıl on binlerce insan gelmekte ziyaretlerini yapıp kurbanlarını keserek lokmalarını yemektedirler. Hubyar Dedelerinin hayırlı dualarını alarak ziyaretlerini sona erdirmektedirler.
Hubyar Derviş ve torunlarının Osmanlının çeşitli dönemlerinde Tekkenin şeyhi unvanıyla ferman aldıkları bilinmektedir. Bu fermanlarda Tekkenin gelip geçenlere yiyecek vermesi ve bölgenin sükunetini koruması şartı ile verilmiştir. Bu fermanlarda Hubyarlılara birçok ayrıcalıklar tanınmış, bu sayede yüzyıllarca Hubyarlılar, Askerlik yapmamışlar, Vergi vermemişler, birtakım imtiyazlardan yararlanmışlardır.
Osmanlının son zamanlarına yakın bir Derebeyinin şikayeti üzerine bu imtiyazlar kaldırılmış ve Hubyarlılar Askere gitmeye , Vergi vermeye başlamışlardır.Hubyar Ocağı mensupları Başta Tokat olmak üzere Sivas-Amasya-Çorum-Yozgat-Samsun- Aydın-İzmir-Manisa- İzmit-Erzurum-Erzincan- yörelerinde bulunmaktadır. Genelde sıraç ismiyle de anılan Hubyar topluluklarında başta Beğdili aşireti olmak üzere birçok Türkmen aşireti bulunmaktadır. Ayrıca daha evvelden Hubyar Dedelerinin Rusya taraflarına Dedeliğe gittikleri anlatılmaktadır. Anşa Bacılılar veya Babacılar adıyla anılan sıraç toplulukları da Hubyar Ocağına mensupturlar. Anşa bacı ve kocası Veli Baba 1800 lü yılların sonlarına doğru Hubyar’ dan el aldıklarını belirterek Hubyar Dedelerinden ayrılmışlar ve bölgede bulunan bazı Hubyar taliplerini de yanlarına çekmişlerdir. Bunlar Tokat zile civarlarında ve Amasya yöresinde yoğunluktadırlar. Anşa Bacılılar bu ayrılığa rağmen Hubyar’ a ziyaretlerini sürdürmekte ve kurbanlarını sunmaya devam etmektedirler. Anşa Bacılılar ile Hubyar dedeleri arasında büyük bir çekişme ve karşılıklı suçlamalar mevcuttur. Bu olay bir ocağın yaşadığı süreç ve geçirdiği evreler hakkında ap ayrı bir araştırma konusudur. Bu yönde inceleme ve çalışmalarım devam etmektedir.
Hubyar Dervişi sadece Talipleri değil Alevi - Sünni tüm yöre halkı tarafından bilinmekte sayılıp sevgi duyulmakta ve de ziyaret edilip kurbanlar kesilmektedirler.
Yörede bulunan Sünni insanlar özellikle hastalık , sakatlık tedavisi ve çocuk istemek için Hubyar’a gelmekte dualarını edip kurbanlarını sunmaktalar. Hubyar köyünün yakınında bulunan Sivas’ ın Doğanşar ilçesinde halk, Hubyar’ ın Cuma günleri kendi ilçelerinde bulunan Ulu camiye geldiğine inanırlar ve Cuma namazlarını özellikle bu cami de kılarlar. Caminin içine çeşitli bezler asarak Hubyar’dan dilekte bulunurlar.
Hubyar Dedelerinin eskilerden Hızır Üryan Ocağına bağlı oldukları ve bu ocağa görüldükleri , tarikatlarını yürüttükleri anlatıla gelmektedir. Bu durum gerek Hubyarlılar gerekse de Üryan Hızır dedelerinden bilinmektedir. Hatta Üryan Hızır Ocağının dedeleri ecdatlarının Hubyar ile birlikte fırına girdiğini, fırına girerken hırkasını çıkardığını ve böylelikle Üryan ismini aldığını anlatmaktadırlar.
Belirli bir zaman sonra Üryan Hızır dedelerinin Hubyar köyüne dedeliğe gelememesi sebebiyle Hubyarlıların birbirlerine el verdikleri ve birbirlerini görerek sorarak yollarını yürüttükleri anlatılmakta ve günümüzde de bu şekilde devam etmektedir.
Fakat bazı Hubyar dedeleri bunu kabul etmemekte ve Hızır Üryanın Hubyar Derviş’ den el aldığını dolayısıyla Hızır Üryanlıların Hubyarlıların dedeleri olamayacağını belirtmektedirler.
Hubyar Sultan Dede’ nin kerametleri ; Her Anadolu Dervişi gibi Hubyar Sultan’ ın da bir çok keramet gösterdiği kendisini ispat ettiği bu sebeple de fermanlar aldığı anlatılmaktadır.
- Hubyar Sultan’ la ilgili anlatılan en ünlü keramet kızgın fırına atılıp belirli bir süre sonra fırından sakalı buz tutmuş bir vaziyette yanında bir çocukla ve çocuğun elinde de çiçekle çıkması- Küçük bir kazandan 40.000 orduyu doyurması- Kendisini almaya gelen askerlerin önceden farkına varması- Bir sopa darbesiyle topraktan su çıkarması- Bir avuç toprakla denizi kurutması- Denizin üzerinden yürüyerek geçmesi- Zehir içip parmaklarının ucundan geri çıkarması- Bir kılıç darbesiyle koca taşı ikiye bölmesi- Atının ayağını basarak taşa delik açması- Hasta ve sakat olan insanları iyileştirmesi- Yedi koyunu küçük bir yere(1 m2 ) sığdırması- Koyunların sütü ile değirmeni döndürüp un elde etmesi,- Çocuğu olmayanlara çocuk vermesi, şeklindedir.
Hubyar Sultan’ ın iki oğlu ve bunlardan olan Kenan Şeyh - Saçlı Ali Dede ve Hüseyin Abdal isimlerindeki üç torunundan sülalesi çoğalmıştır bu sülaleden gelen kişiler yüzyıllardır Hubyar Ocağının yolunu yürütmüş dedelik yapmışlardır. Bugün başta Hubyar köyü olmak üzere Tokat-Sivas-Amasya-Çorum bölgelerinde Hubyar dedeleri bulunmaktadır. Bunlar Hubyar köyünden göç etmek suretiyle buralara yerleşmişlerdir.
Hubyar Ocağı diğer ocaklar içerisinde aktifliğini sürdüren, güncelliğini koruyan ender ocaklardan birisidir. Birçok Alevi ocağı günümüzde işlevini yitirmişken Hubyar Ocağı halen Dedesiyle, Talibiyle ve Hubyar köyünde bulunan dergahıyla aktif olarak faliyettedir. Yüzyıllardan günümüze aktarılan geleneksel kültürümüzü devam ettirmede gerek Sivas-Tokat-Amasya-Çorum yörelerinde gerekse de göçler yoluyla gelinen büyük şehirlerde Hubyar Ocağı mensupları gerekli hassasiyeti göstermektedirler.
Hubyar Sultan' ın kerametlerine ilişkin Derviş Ali ' nin söylemiş olduğu bir deyiş
Çıkıp arş yüzünde nurda oturanMeftesini meftesine yetürenKuduret yarılıp lokma getürenSüdünen Ahmeri balı Hubyar
Ataşlar yok iken çiğler pişirenDalga verip kalp evini coşuranMukaned köprüsün suyun şaşıranKurtarır zulümden gamdan
Hubyar Bakmıyormu başcı kayık halineİsmi azam dua geldi dilineBir avuç kum aldı hemen elineAz kaldı deryayı kessin Hubyar
Eşiğin altına kitap sırınanİki cihan boyamıştır nurunanAli baba ile girdi fırınaEstirdi kar ile yeli Hubyar
Engin ovalarda yurdun tutmadıZerrece işine hile katmadıYabancının bahçesine gitmediKendi güllerini derdi Hubyar
Allah ekber dedi can aldı canınıIh demeden uyu şturdu kanınıVars ın ıssız koysun münkür yurdunuSağ adamı ölü kıldı Hubyar
Yedi günle gece külhan yaktılarOnu yans ın diye nara tıktılarYirmi d ört saat sonra açtılar baktılarSakalı buz tutmuş geldi Hubyar
Sağ adamı musallaya koydularBuyur dervi ş cenazeye dedilerOrda haz ır idi üçler yedilerSağ adamı ölü kıldı Hubyar
Bütün canlar hep sıraya düzüldüKer âmeti arşta,kürşte sezildiG ürgen çukuruna berat yazıldıBaltasını dala taktı Hubyar
Bağrıma kâr etti düldülün sesiDinleyince ger çek erin nefesiUzad ında neden bunun ötesiDEV İŞ ALİ etme kulun Hubyar

İLİ:TOKAT
ilçesi:TURHAL
KÖY MUHTARI: NACİ KILINÇ
TELEFON: 0356 288 11 66
DEMOGRRAFİK BİLGİLER:
NÜFUSU: 2000-315
1997-267
İLE ZAKLIĞI: 71 KM
İLÇEYE UZAKLIĞI: 27 KM

ORMANÖZÜ (OVACIK) KÖYÜ
Köye yerleşim tarihi 1750 yılıdır. Ormanözü Köyü'nün ilk gelenleri İran ve Doğu Kökenlidir ve zaten çağrışımları da o yöndedir. 1514 Çaldıran Savaşı sonrası Şah İsmail yenilir, Yavuz Selim'in ağır baskılarından kaçan insanlar kendilerine sığınacak yer ararlar. Darbazoğul ve Ateşalioğlu kaçıp Tunceli'ye İmamoğlu ve Uzunoğlu Sivas Yıldızeli Alayurt Köyüne yerleşir. Karakürtler, Karsa, İnceoğlu Erzurum'a yerleşir. 1 asır kadar sonra Darbazoğlu ve Ateşoğlu bugünkü adı Bekirgil olan, Tunceli'den Sivas Yıldızeli Uzamış Köyüne gelirler. 1 asır kadar da burada kalıp, buradan 4 kabile Turhal'ın Hamidiye Köyüne yerleşirler. Kısa süre burada kalırlar, tahminen 1750 yıllarında ilk önce Darbazoğlu ve Bekirgil arkasından Ateşoğlu Köye yerleşirler. Arkasından devamı gelir; Uzunalioğlu, İmamoğlu, Karakürtlar, Hıdırlar, İnceoğlu, Hasogil devamı gelir. Köyümüzün Anılan Belli Başlı Sülaleri : 1- İmamgil 14- Hıdırgil 2- Darbazgil 15- Zefilgil 3- İnceoğlugil 16- Hamogil 4- Karakürtlar 17- Aliustagil 5- Hasogil 18- Hebipgil 6- Ateşaligil 19- Martincigil 7- Uzunaligil 20- Ücüfgil 8- Evsanagil 21- Çolakgil 9- Karaaligil 22- Palazgil 10- Çuvalgil 23- Murtazagil 11- Câlegil 12- Pinecigil 13- Karaoğlangil Kaynak: Tokat İl Kültür Araştırma Müdürlüğü Tarih: 1946 Araştıran : Öğretmen Hüseyin GÖYNÜ
BULUNDUĞU YER:
Tokat ilinin batısında Turhal ilçesinin kuzeyinde Tokat'a 75, Turhal'a 22, Amasya'ya 55 ve Zile'ye 23 km. uzaklıkta ulaşım minübüs, traktör ve Kızoğlu tren istasyonuna kadar trenle. 1300 rakımlı Ulutepe tepesi kuzeyinde Ulutepe kasabası, Sarıkaya köyü, Hasanlı köyü, Eriklitekke köyü, Karacavuş (Kayı) köyüne komşu Amasya Turhal Zile merkezin yer aldığı üçgende yer alan Karadeniz iklimine yakın ulaşım imkanları iyi olup ilçeye kadar asfalttır. TARİH: Köy Hititler, Romalılar, Bizans ve Firigyalıların yaşamış oldukları şimdiki kilise önü dediğimiz yeri seçmişlerdir. Burada tarihi kalıntılara, mezar yerlerine, küplere raslanmaktadır. İlk yerleşimi 200 yıl öncesine dayanan köyümüze Alayurt, Alan ve Sivas'tan gelen sülaleler vardır. Köyün eski adı ovacıktır. Köyün yine eski geçim kaynakları demircilik, taş işçiliği, hayvancılık,çiftcilik ve değirmencilik yer almıştır.
KÜLTÜR :
Köyümüze okul 1943 yılında yapılmış olup okul yapılmadan önce öğretim köy odalarında yapılmakta imiş. Köyümüzün ilk eğitmeni Hasan, Hüseyin Göynü olup bir çok öğrenci yetiştirmiştir. Köyümüzde okuma yazma oranı %95 civarındadır.
GELENEKSEL KADIN GİYİMİ:
İç göyneyi-işlik-üstüme-"saya" yada üç peş denen yandan yırtmaşlı entareler giyilir.Entarenin önüne uçları bele sarılır ve kuşağa sokulur.Belbagı ve kuşaklar püskülle örtülür ,önlük yün dokuma üzerçeşitli füğürlerin işlendiği ünlük bağlanır.saçlara saçipidenilen çeşitli boncuklarla işlenmiş catkı takılr,başa fes olarak bilinen fesin ceşitli altın ve turalarla işlenmiş fes takılır yazma ,örtü baglanır.
YEMEKLERİMİZ:
Tevek dolması,gatıhlıaş ,topulluhelle, çatalaşı, haşıl, keşgah, bulguraşı, erikliaş, gendimeaşı, cırıhtı, kesmeaşı, madımak, yemlik, bat, kısır, gömbe, sacarası, gatmer, kadayıflı, burmalı, işgeve, hetil, hamşur.
İSTANBUL'DAKİ ORMANÖZÜ:
1960 ların başından itibarenbaşlayan köyden kente göç olayı ile birlikte ve 1980 Ekonomik politikaların acmış oldugu geçim sıkıntısı sonucu istanbul un çeşitli yerlerine yerleşmişlerdir.Akatlar,Karanfilköy, R.Hisarı, Kavacık, Ümraniye, Alemdağ, Cayırova, Yenibosna, Kumburgaz, Silivri, Füruzköy, Haramidere, Çatalca, Alibeyköy, gibi semtlere yerleşmişlerdir.köylülerimiz sevecen misafirperver sıcak kanlı gelenek ve göreneklerine baglı yardım sever insanlardan oluşmaktadır.
KÖYÜMÜZDEKİ SÜLLALELER:
Uzunaliogulları, Karaaligil, Darbazgil, Çuvalğil, İmmamgil, Hasoggil, Martincigil, Evsanagil, Zefilgikl, Palazgil, Colakgil, Pinecigil, İnceoglugil, Aliustagil, Karakürtler, Bekirgil ve aklımıza gelemeyenler bir çoğu....
KÖYÜMÜZDEKİ MEKANLAR:
Dereyayla, Ortayayla, Kasımınöyek, Piroğlu, Karapınar önü, Sarılık, Yazı, Almalıeşme, Çöppamuğu, Soğukpınar, Kiliseyini, Dümbelek, Alışlıboyun, Kuzkaya, Karaahmetli, Isıtma, Yerardı, Harmankaşı, Bağlarca, Boğaz, Harmanlar, Gıran, Bulgurpınarı, Katmerkaya, Paralı, Çamlık, Kurtini, Söğütlü, Tuzla, Buğruabdal, Kaynarca, Çadıryeri, Çatındere, Bozburun, Bozkuş, ve benzeri gibi birçok mekan bulunmaktadır köyümüzde.